Kazanmak Güzeldir!

İnanmak, azim ve başarmak tutkusu nasıl bir şey derseniz; ben de şöyle bir şey derim!..
Şöyle de yazarım:

Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken içlerinden ikisi birden derin bir çukura düştü... 

Diğer kurbağalar çukurun etrafında toplanıp çaresiz bir şekilde olayı izlemeye başladılar. Çukur derin olduğundan, düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması da mümkün gözükmüyordu... 

Yukarıdaki kurbağalar, hep birden aşağıdaki arkadaşlarına seslendiler: 

”Boşuna çabalamayın!” 

“Bittiniz… Çukur çok derin!” 

“Başaramazsınız!” 

“Çok yazık!” 

“Artık dışarı çıkmanız imkansız!” 

Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp yukarıya çıkmak için kıyasıya bir mücadeleye giriştiler. 

Yukarıdakiler ise hala boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için tek kurtuluş olduğunu söylemeye devam ediyorlardı. Sonunda, kurbağalardan birisi, bu negatif söylemlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı!.. 
Diğeri ise yılmadı, çabalamaya ve zıplamaya devam etti… 

Yukarıdakiler bu kez de, bu kurbağaya seslenerek, çırpındıkça daha çok acı çekeceğini, batacağını söylemeye başladılar... 

Ne var ki, çukurda kalan kurbağa onlara hiç aldırmadan çabasını, mücadelesini ve kazanma azmini sürdürdü… 

Sonra da sıkı bir hamle daha yaptı ve daha yükseğe sıçramayı başararak çukurdan çıktı! 

Bu mücadeleyi verirken de; arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine hiç kulak asmadı… 

Çünkü: o sağırdı!.. 

Yani… 

Olumsuz düşünceli insanlar her zaman başarılı olmayı engelleyen, çaba ve çalışmayı reddeden bir tavır içinde yaşarlar, oradan beslenirler… Çalışanları, ter dökenleri, başarılı olmak isteyenleri çizerler! 

Şöyle bitirelim:

İnanın, gerçekten inanın… 

Bir dağı istersiniz yerinden oynatabilirsiniz!.. 

İnanırsanız bunu yapabilirsiniz... 

Birçok insan, bir dağı yerinden oynatabileceğini asla düşünmez! Bu nedenle de birçok insan bunu hiç denemez!..” 

Bakın kurbağaya; denedi, zıpladı, çalıştı, inandı ve kazandı!..

Kazanmak güzeldir!...